İlk 50 SaaS müşterim ve benim hikayem

Scroll this

Bana mululuğun ekran görüntüsünü alabilir misin Abidin? 🙂

Evet arkadaşlar, son pivotumun üzerinden daha bir ay geçmeden geldiğim durum bu.  Şimdi bazılarınız haklı olarak diyebilir ki çok geldin, biraz geri git, 36 müşteri için yazı yazmaya değer mi?

1. Burada da dediğim gibi, bir çok başarısız ürün, ya da başarılı fakat kişisel zaman ve emeğimi gerektiren servis işlerinin ardından bu benim için başarının ilk kıvılcımı, çünkü sunduğum ürünün piyasada karşılığı var.

2. Ağzı olan konuştuğu için gerek yerli, gerek yabancı medyada inanılmaz bir bilgi kirliliği var. Başarısızlıktan başarısızlığa koşan genç adam Google’da araştırıyor, nerede hata yaptığını öğrenmeye çalışıyor. Peki aldığı tavsiye ne? Müşterini tanı, cofounder bul, milyar dolarlık firmalardan bir iki growth-hacking hikayesi, ve kapanış. Pffffffff.

 

Evet. Fuck you, sir! Burada biz bizeyiz, gerçekçi olalım. Müşterini tanıman için, önce müşterinin olması lazım, ki müşteri kazanmayı bırak, daha ortada pazar var mı o bile belli değil! Kurucu ortak arıyorsan, ortağının kendi alanında senden daha fazla değer getireceğinden de emin olmalısın. Peki  sen daha önceden başarı sahibi olup kendini kanıtlamadıysan neden o adam/kadın hayatının en az 10 yılını seninle bir hayale bağlasın? Growth-hacking? Hangi growth afedersin?

Bu ve benzeri mantık çıkmazlarını aşamayıp ya yıllar kaybediyoruz, ya da başka bir “girişim” macerasına atılıyoruz, ta ki dönüp dolaşıp aynı yerde tekrar takılana kadar.


Fakat arkadaşlar, son bir kaç yıldır edindiğim taze tecrübeye göre, ufukta bir çözüm var.

O da, kasaba minnet edeceğimize kendi Selçuk‘umuzu yemek, ürün pazar uyumunu kanıtlayana kadar yatırımcıların da kendimizin de vaktini harcamamak, feedback loop içerisinde ürün geliştirmek ve en önemlisi de belirsizlik içerisinde yanlış yapmaktan çekinmeden hızlı hareket edebilmek.

 

Her neyse, asıl olaya girmeden önce kim olduğumu, ne yaptığımı da söyleyeyim ki yazı havada kalmasın. Adım Cem, yarışmanıza İzmir’den katılıyorum, 22 yaşımdayım (yaşındayım?).

İthalat ile uğraşan bir ailede doğdum, 16 yaşımdan bu yana da başarılı/başarısız birçok ürün ve servis geliştirdim. Faturaları ödeyebilmek bakımından da hala Amerika’da SEO ajanslarına B2B servis hizmeti verdiğim bir işim var.


Daha fazla dırdır etmeden Seotify’a geleyim. Seotify.com’u 2015 yılında biraz markalaşmak belli birkaç para kazandıran hizmetimi yaygınlaştırmak için satın aldım, her şey yolunda giderken kendi işimi kolaylaştırmak açısından bir uygulama yapmaya karar verdim (Yazılım geçmişim yok ama Python, PHP, SQL, HTML, CSS, GTA5, LoTR, GoT vs her şeyi 2 yıldan az bir sürede öğrendim, unutma, amaç kasaba minnet etmemek! Çünkü ailesi, sosyal hayatı olmayan, tek amacı 6 renk Lamborghini ve özel adasını almak olan, vaktinin yarısını öğrenerek geçiren kurucu ortak bulmak çok zor, bulana kadar kendi firmanı kurarsın, o derece zor.)

Neyse, ne diyorduk. İşimin bir kısmı müşterilerime SEO çalışmalarında kullanabilecekleri domainleri bulmaktı, domainin spam geçmişi olmaması için de Archive.org’dan bütün sayfalarının tek tek kontrol edilmesi lazımdı. İşimi kolaylaştırması açısından yaptığım uygulama, Archive.org’da domainin bütün sayfalarını tarayıp, tek bir tık ile yüzlerce sekmeyi açıyordu, ben de hızlıca temiz mi değil mi diye kontrol edip kapatıyordum, 45 dakikalık iş benim için 1.5 dakikaya inmişti.

Dediğim gibi, kendim için yapığım ufak bir araç olduğu için bundan para kazanma gibi bir şey aklıma gelmedi, masrafı da yoktu, dedim ki ben bunu siteye koyayım, belki benim gibi bir kaç kişinin de işine yarar diye de kendi Facebook profilimde paylaştım, veeeeeeeee….

Ve Türkiye Pakistan dostluğundan mıdır bilinmez, Pakistan’dan bir arkadaş uygulamayı benim haberim bile olmadan 5-6 SEO Mastermind grubunda paylaşmış.  Tabi uygulama direkt servislerime bağlantı verdiğinden, o gece 900, ertesi gün de 1200 dolarlık satış yaptım.

 

Ders 1: Fishkin abi’den gelsin

Çevirisi: Bir şey satmanın en iyi yolu, hiçbir şey satmamak.  Satın alabilecek olanların farkındalığını, güvenini ve saygısını kazan.

 

Ve arkadaşlar söyleyebilirim ki, 19 yaşındaysanız ve günde bin dolarlık satış yapıyorsanız hayat sizin için çok güzel!

O gün beynimde kıvılcım çaktı, yazılımın gücünü farkettim ve iş modelimi tamamen servis’ten SaaS’e çevirmeye karar verdim.

 

 

 


Gel zaman, git zaman, 3-5 başarısızlık, bir iki yan proje derken yeni bir ihtiyacımın ortaya çıktığını farkettim, İkinci dersi anlamak için Word Assistant‘ın hikayesini okumadan geçmeyin lütfen, bunu bir Facebook grubun’da paylaştım, 240 deneme, 8 ücretli üye buradan aldım;

 

Ders 2: Başkası için değil kendi problemlerin için üret

Kendi aptallığım mı, beceriksizliğim mi bilemiyorum, başkaları için yaptığım hiçbir proje tutmadı. İnsanları anlamak, ne istediklerini bilebilmek müthiş zor.  Feedback için kendilerine ne istiyorsunuz ulan siz diye sormak da olmuyor. Çünkü;

1. Ne istediklerini insanlar kendileri de bilmiyor,

2. Bilseler bile istedikleri ve ihtiyaç duydukları şeyler birbirinden çok farklı olabiliyor,

3. Seni kırmamak için fikre bayılmış taklidi yapıyorlar, ortaya ürünü koyunca da hepsi kayıplarda.

 

Yalın girişim modeli birçok girişimci için bu yüzden işe yaramıyor, adam rastgele birisine gidip soruyor, şunu yapsam kullanır mısın, tabi ki cevap %95 evet, o da gidip yapıyor, ve sonuç hüsran.

Feedback loop önce sorup sonra yapmak değil, tam aksine, önce kendi ihtiyaçlarına ya da gözlemlerine göre bir şey yapıp, sonra ürün ile insanların etkileşimini izlemek ve geliştirmeye devam etmek. Hatta günümüzde analiz teknolojileri öyle gelişti ki, müşteriye bunu neden beğendin/beğenmedin demek de mantıksız. Kur HeapAnalytics‘i, üyelerinin her adımını takip et, ya da SmartLook ile uygulamanla nasıl etkileşimde olduklarını canlı izle. Onlara ne istediklerini ve neye ihtiyaç duyduklarını bilmeyen organizmalar olarak yaklaş ve üzerlerinde deneyler yap.  Burada benim bir üyemden örnek var izlemek istersen.

 

Ders 3: Bir kaç dağıtım kanalının sahibi olmaya çalış

Dağıtım kanalı ne demek? Özgürce insanlar ile iletişime geçebileceğin, ürünlerine trafik yönlendirebileceğin bir platform demek. Facebook grupları, Reddit, Hacker News, Quora, LinkedIn vs bu platformlar arasında ama bunları belli bir yere kadar sömürebilirsin. Örneğin ben aynı Facebook grubuna benzer bir tanıtım postu atsam, muhtemelen ters teper, çünkü insanlar fikir alışverişi yapmak için orada, salağın teki on günde bir reklam yapsın diye değil. (Yine de B2B ve hakikaten bir problemi çözen ürünün varsa 50 müşteriyi rahat rahat alabilirsin buralardan.)

Bu probleme daha kalıcı ve masrafsız bir çözüm bulabilmek için Hard Avenue adlı, Google News kayıtlı bir haber kanalını dağıtım platformu olarak kullanmaya verdim. Word Assistant’ı ilk başta hazırlama amacım da bu siteydi zaten.  (Siteyi farklı bir hostinge taşıyorum, bir iki problem çıktı, şu an ulaşamayabilirsiniz.)

Bir gün farkettim ki, okurlarımın %2-3’ü ben neler yazmışım diye kontrol eden farklı haber editörleri, yani Word Assistant’ın direkt müşteri kitlesi. Bingo!

Müşteri alabilir miyim, test etmek için hızlıca bir haber yazdım, gece yayınladım ve sabah kalktığımda Mehmet Şimşek’in retweet’i ile karşılaştım ve yerli yabancı 48 ayrı medya sitesinde kaynak olarak gösterildiğimi gördüm!

Sağolsun,  tek bir retweeti onbinlerce trafik gönderdi, daha da önemlisi, hipotezimin doğruluğunu ilk denememde kanıtlamış oldu. Ertesi gün de CNNTürk Genel Yayın Yönetmeni, Ferhat Boratav, haftalık köşe yazısını tamamen uygulamama ayırmış, ve yazısını da harika bir espriyle bitirmiş;

 

 

Platformu tekrar aktif eder etmez içerik oluşturmaya devam edeceğim.

Peki sen nasıl bir dağıtım kanalı oluşturabilirsin? Eğer çok tembelsen ve paran varsa, Facebook reklamlarını kullanabilirsin.

Tembelsen ve paran yoksa müşteri kitlene hitap eden bir Facebook ya da LinkedIn grubu açabilirsin ve insanlara yardımcı olan bir topluluk oluşturursun.

Paran yoksa ve tembel değilsen, HardAvenue gibi kendine ait bir haber organizasyonu oluşturabilir ve düzenli olarak içerik girersin, trafiğin bir kısmını da ürünlerine yönlendirirsin.

Paran var ve tembel de değilsen, hepsini boşver, hali hazırda güvenilir forum ve internet haber siteleri ile affiliate iş birliği yapmanı öneririm.

 

Ders 4: LinkedIn

Amerika’da ortalama bir LinkedIn kullanıcısı yıllık 83 bin dolar gelire sahip, Facebook’tan neredeyse 2 kat daha fazla. Bununla ilgili gelecek vaat eden testlerim devam ediyor. Kullandığım yöntemi ikinci post’ta anlatacağım.

 

Ders 5: Bekleme listesi için email toplamak

Önümüzdeki bir iki gün içerisinde Keyword Intelligence adındaki uygulamam hayata geçiyor, bir yıldır email topluyorum bunun için. Bekleme listem şu an 4-5 bin oldu sanırım toplam. Bu da ayrıntılı olarak ikinci postta…

 

Ders 6: Content Marketing

Eğer benim Keyword Intelligence gibi uygulaman veri satıyorsa, medyayı nasıl kölen yapabileceğini de bu başlık altında ikinci postta açıklayacağım.

 

 

Evet, bu yazı için hepsi bu kadar, 1200 kelime oldu, saat de 4.15. Tahminimden fazla anlatacaklarım olduğu için ikiye bölmek istedim. Eğer beğendiyseniz lütfen buradan ya da Facebook’dan yorum bırakın ki, part iki için talep olduğunu bileyim…  Sorularınız olursa da lütfen çekinmeyin 🙂

6 Comments

  1. Eline saglik kardesim guzel yazi devamini bekliyoruz. http://www.changersla.com olarak gelistirdigimiz nano teknolojik kumaslarla tek bir urun binlerce farkli kombinasyonla kullanma olanagi taniyan girisimimiz 4 yillik arge calismalari sonunda urinleri yavas yavas piyasaya suruyoruz. Yardimlarini bekleriz.

Leave a Reply to hünkar Cancel reply